PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu Bloomberg TV’de, Rusya-Ukrayna savaşının global ve yurtiçi ekonomiye etkilerini değerlendirdi!

Bloomberg Ht kanalında 60 Dakika programına konuk olan PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, Zeliha Saraç’ın Ukrayna-Rusya savaşının Türkiye ticaretine olası etkileriyle ilgili sorularını yanıtladı.

Rusya’nın günlük 10 milyon varil petrol üretimiyle dünyanın petrol arzının %10’unu tek başına gerçekleştirdiğini ve plastik sektörünün kullandığı hammaddelerin de petrol türevli olduğunu belirten Eroğlu, “Pandemide yaşanan arz sıkıntıları sebebiyle hali hazırda oldukça artmış olan hammadde fiyatlarının, yaşanan bu kriz ile birlikte daha da artma olasılığı sektörümüz adına yaşanabilecek en büyük risklerin başında yer almaktadır. Türkiye’de plastik sektörünün üretiminin %40’lık kısmını ambalaj üretimi oluşturduğu ve bu ambalajların da önemli bir kısmının gıda ambalajı olduğunu kaydeden Eroğlu, olası artışların direkt olarak gıda fiyatlarına da yansımasının kaçınılmaz olacağını belirtti”.

Rusya ve Ukrayna’nın dünya buğday üretiminin %30’unu gerçekleştirdiğini ifade eden Eroğlu, Ukrayna’nın ise tek başına dünya mısır üretiminin %15’ini yaptığını kaydetti. Dolayısıyla yüksek olan gıda enflasyonunun körüklenmesinin, ambalajlı ürünlerin satışlarını da olumsuz yönde etkileyebilecek bir risk olduğunu söyleyen Başkan Eroğlu; “Şubat ayında İran’la yaşadığımız doğalgaz sıkıntısı nedeniyle sanayi elektriği kesilmek durumunda kaldı. Bildiğiniz üzere Türkiye elektriğini ağırlıklı olarak doğalgazdan üretmektedir ve doğalgazın %32’lik kısmı Rusya’dan sağlanmaktadır. Dolayısıyla buradaki en büyük risk; herhangi bir arz sıkıntısı veya fiyatlardaki artışın enerji maliyetlerine yansımasıdır. Plastik sektörü olarak hedefimiz bu sürece çok daha iyi ve hızlı adapte olmak adına önlemler almak ve bu konuda kamuyu aydınlatıp gerekli desteklerin ve önlemlerin alınması yönünde katkı vermek olmalıdır” dedi.

PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu Bloomberg TV’de, Rusya-Ukrayna savaşının global ve yurtiçi ekonomiye etkilerini değerlendirdiği programı izlemek için tıklayınız.

 

Rusya ile Türkiye’nin plastik sektöründeki ticaretine baktığımızda hammadde noktasında sektördeki erişim endişesini de değerlendiren Yavuz Eroğlu, “Ağırlıklı olarak Rusya’dan plastik hammaddesi alıyoruz ve Rusya’ya bitmiş ürün ihraç ediyoruz. Tabi yaşanacak bu sürecin tansiyonun artmasıyla birlikte, lojistik problemler arz güvenliğini çok ciddi tehdit edecek boyutlara ulaşabilir. İlerleyen günlerde Rusya’ya uygulanabilecek yaptırımlar Türkiye’nin Rusya ile ticaretini olumsuz yönde etkileyecek olursa bu yeni boyutlarıyla tekrar kulisleri değerlendirmemiz de gerekecektir diye düşünüyorum. Çünkü İran’da meydana gelen kısıntıda çok iyi gördük ki; jeopolitik riskler bizim enerjimizin en önemli kaynağı olan doğalgaz kesintisi gibi risklerin etkileriyle sanayimizi tümden üretemez duruma getirecek ciddi üretim kayıplarına yol açabilecek bir tablo ortaya çıkardı. Dolayısıyla sanayiciler olarak özellikle; güneş, rüzgar vb. gibi alternatif yenilenebilir kaynakları devreye alma konusundaki yatırımların hızlandırılması yönünde yoğun bir çalışma yapmaktayız. Tabi bu yaşanan risk faktörlerini çoğaltan jeopolitik olaylar da bizlerin bu konudaki duyarlılığını arttıracak ve riskin azaltılması noktasındaki hızlanmamızı sağlayacaktır diye düşünüyorum” dedi.

FED üyelerinden, ECB’den, Merkez Bankalarından faiz artırımıyla ilgili yapılan açıklamalarla mevcut krizi takip ettiklerini enflasyonun daha da yükselebileceğini, hatta faiz artırımlarının beklenildiği gibi olamayabileceğini ifade ettiler. Bu gelişmelerle beraber yüksek enflasyon ortamının ülkemize daha yoğunluklu sirayet etmesinin iç piyasadaki etkisini yorumlayan Eroğlu“Merkez Bankaları ekonomiyi ayakta tutmak ve çarkların dönebilmesi için uzun zamandır parasal genişlemeyi durdurmadılar. Son dönemde bu konuda artan enflasyonla birlikte dünyada daha açık sinyaller veriyorlardı. Ancak şu anda yaşanan savaş ortamı özellikle doğu bloku ülkelerinden başlayarak dünya ekonomisinde durma riskini daha fazla gündeme aldığından, art arda Merkez Bankaları parasal genişleme sürecini takip ederek bir müddet daha tutabileceklerdir. Ama bizim unutmamamız gereken önemli bir risk daha var! Geleneksel olarak her savaş ortamında yatırımcıların Amerikan Dolarına talebinin artmasıyla birlikte zaten bizim ekonomimiz için çok önemli olan döviz fiyatları, maliyetin daha da artmasına neden olmaktadır. Dolayısıyla ara mamullerin tamamen döviz bazlı olması, maliyetlerin maliyet enflasyonuna sebep olma riskiyle beraber şu an savaş ihtimalinin kuvvetlenmesiyle dünya yatırımcılarının daha fazla dolara yönelmesinin bizim için bir risk olarak tekrar ortaya çıktığını görmekteyiz. Bu boyutuyla değerlendirdiğimizde önümüzdeki dönemde iç piyasada özellikle bu enflasyon ortamının yarattığı bir talep azalmasının ve dövizdeki artışın yatırımları zorlaştırarak yatırımcıyı daha sıkı bir karar verme sürecine sokacağını ön görmek zor değil. Burada kamunun üzerine düşen görev diye düşündüğümüz konu özellikle bu son açıklanan yatırım paketinde de vardı. Bu pakette yer alan Seçici Teşvik Mekanizması yani özellikle ülkeye katma değer yaratan yüksek teknolojiyi orta sınıf teknoloji ürünlerin desteklenmesi noktasında kamunun bu zor yatırım ortamında daha fazla sanayicinin yanında olmasını ve kamu kaynaklarının finansman noktasında başta KGF olmak üzere daha yoğun kullanılması gerektiğini düşünüyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.

VOC TEST MERKEZİ
Ambalaj Atıkları
Plast Eurasia 23-26 Kasım 2022
Partnerlerimiz
2
1
3
5